Merhaba,
Bu yazıda biraz yaptığım işlerden bahsetmek istiyorum. Geliştirdiğim projelerin arkaplanında neler döndüğünü anlatmanın bu işe gönül veren / verecek kişilere ilham olabileceğini düşündüm.
Öncelikle “ihtiyacı” belirlemekle başlıyorum. Bu genelde benim yaşadığım süreçlerde yaşadığım zorluklardan kaynaklı oluyor. Nitekim genel olarak çok fazla ürün fikri zaten piyasada geziyor.
Bunu biraz canlı örnekler ile anlatırsam daha makul bir zemin oturtabiliriz.
Öncelikle “Hourlyo” nasıl ortaya çıktı kısaca bundan bahsetmek isterim. Uzunca bir süre freelancer olarak çalıştım. Projeleri hazırlarken çıkardığım rapora bakan bazı müşterilerim “Bu iş neden bu kadar uzun sürdü, sürmemesi gerekir” gibi serzenişlerde bulundu. Onları da anlıyorum, elle tutamadıkları bir şeye para ödedikleri için ve freelancerların tüm işi bilgisayar başında oturup “boyacı küpünü” daldırıp çıkarıp ürün teslim etmek olduğu için yargılamaları oldukça normal. Freelance çalıştığım dönemde böyle bir araç bulmakta epey zorlanmıştım ve yine kara düzen not alarak bu sorunu çözmeye çalışmıştım.
Ardından 5 yıla yakın bir süre Amerika merkezli bir şirkette çalıştım ve çalışma mantıkları “billable hours”tu yani faturalandırılabilir zaman. Her gün bunun raporunu hazırlamak, o kadar iş ve proje içinde her şeyi tek tek ayıklamak ve hatırlamak benim için zaman kaybıydı (ve bazen yaptığım işleri ekleyebiliyordum). O şirkette farklı araçlar denedik. Jira, Harvest, Podio bunlardan sadece bir kaçı ancak asla verim alamadık. Çünkü bu araçların hepsi farklı pozitif yönleri olan, fakat benim işime yaramayan araçlardı. Çünkü benim adıma kayıt tutmuyorlardı. Ben ne yaptıysam yine sisteme işlemek zorundaydım (belki de bu şirketin Jira yönetiminden kaynaklıydı).
Şu an kendi projelerini hayata geçiren biri olarak disiplinimdem kopmamam gerekiyordu ve bu yine bir araca ayda $10-$15 ödeyerek yapmak istemedim. Oturdum ve Hourlyo’yu tek başıma inşa ettim. Çalıştığım herkesin, her projenin, her toplantının, her ödemenin kısacası her detayın kaydını tutan bir araç geliştirmiş oldum. İlerleyen zamanda bu projeyi biraz daha geliştirmeyi planlıyorum.

Gelelim Diyetizy’e, önceki yazılarımı okuduysanız 1 yılda 50 kilo vermiştim. Vermiştim vermesine ama benim gibi teknoloji ile iç içe yaşayan birisi için her şey çok kara düzendi. Diyetisyenim Canva’da haftalık beslenme planımı oluşturup Whatsapp üzerinden gönderiyordu ve bunu sadece benim için yapmıyordu. Onlarca danışan, onlarca açık Canva sekmesi, danışan mesajları (benim için çok büyük kaos) ve daha niceleri. Bir gün diyetisyenimi görmeye gittiğimde ödeme zamanımın gelip gelmediğine dair bilgi almak istedim ve o da bana biraz da utana sıkıla “evet geldi” dedi. Neden utandığını ve burada karşılıklı bir hizmet alışverişi yaptığımızı üstüne basarak vurguladım. Biz kendi aramızdaki sorunu çözmüştük ama peki ya diğerleri? Ofisten çıkarken “Ben bunun için size bir sistem yazayım en iyisi deyip” çıktım. Bu cümle aklımın hep bir köşesinde hep kaldı ta ki kendime “Neden sadece ödeme hatırlatıcı yapasın ki? Süreci ve yaşadıklarını biliyorsun. Neden daha iyisi olmasın?” diye sorana kadar. O an Diyetizy’nin fitili ateşlenmişti. Sonuç olarak bir diyetisyenin ve danışanın birbirlerini takip edebildiği, diyetisyenlerin sorunsuzca beslenme planı oluşturup bu planları mobil uygulama üzerinden veya çıktı alarak danışana iletebildiği, danışanların günlük su miktarından egzersizlerine kadar takip edebileceği Türkiye’nin en kapsamlı diyetisyen danışan uygulaması çıktı.

“İhtiyacı Belirleme” noktasında özel olarak yaptıklarım bunlardı yani deneyimlerimdi. Bunun dışında TrustMRR kullanabilirsiniz. “E burada zaten olan uygulamalar var” diyebilirsiniz. Inanın bu en son sorununuz. Kazançlarını gördüğünüz uygulamalar devasa uygulamalar değil ve mutlaka eksikleri var. Siz bu uygulamaları deneyip daha iyisini yapabilirsiniz ya da ilham alabilirsiniz. Hatta aynı uygulamayı yapıp daha ucuza satabilirsiniz. Şu an uygulama marketlerinde yüzlerce yapay zeka uygulaması var ve hepsinin indirme ve kazanç miktarları dudak uçuklatıcı. Sadece karar verin ve başlayın. Gerisi mutlaka gelecektir.
Peki bu uygulamaları nasıl yapıyorum?
Hemen anlatayım. Ben yazılım temelli olduğum için %80’ini kendim kodluyorum ama bu tabii ki şart değil. Cursor, Antigravity, Claude gibi araçlarla “vibe coding” yapabilirsiniz. İstediğini söyle sana yapsın bu kadar.
Tech Stack?
Ben projelerimde genel olarak React, Next.js, Tailwind, Shadcn, Supabase, Prisma ve Nest.js kullanıyorum. Diyetizy’de danışan fotoğrafları da bol bol olacağı için bunları güvenle saklamak adına CloudFlare R2 kullanıyorum (Fotoğrafları ben bile göremiyorum)
Nasıl Planlıyorsun?
Bu soruyu duyar gibiyim. Ben şahsen öncelikle back-end’den başlamayı seviyorum. Projenin kapsamını oluşturduktan sonra önce veritabanını inşa ediyorum. Bu sayede projeye yeni bir özellik eklemem gerektiğinde geriye dönüp veritabanı değiştirmem gerekmiyor, ufak tefek eklemeler ile sorunu çözüyorum. Projeye başlarken mümkün oldukça insanların isteklerini araştırıp uygulamayı amaçlıyorum ve sayede kapsamın çok da dışına çıkmamış oluyorum ve yeni özellik eklemem gerektiğinde bu benim için devasa bir geliştirme olmuyor. Ardından front-end tarafı biraz işin eğlencesi oluyor. Bir tasarım ekibim olmadığı için genellikle Dribbble, Behance, Pinterest gibi mecralarda tasarım araştırması ve analizi yapıyorum. Sadece hoşuma giden bir renk paletinden bile tasarımı geliştirebiliyorum. Eğer çok zorlanırsanız Google Stitch kullanabilirsiniz.
Her şey tamam peki bu projeleri nerede yayınlayacağız?
derseniz de eğer bir sunucunuz yoksa Vercel, Netlify gibi alternatifleri düşünebilirsiniz. Ben biraz kontrolü sevdiğim için kendi sunucumda devam ediyorum. Bu tercih tamamen size kalmış. Aylık €6-7 Hetznerden bir sunucu kiralarsanız fazlasıyla işinizi görecektir.
Şimdilik bu kadar, sormak istedikleriniz ve ya işbirliği fikirleriniz için iletişim sayfamdan bana ulaşabilirsiniz.
Görüşmek üzere.

